Genel Kendimden Makalelerim

Kol uyuşukluğunda bıyıklara badem yağı!

Anlam çıkartamayıp “acaba yine ne saçmaladı” diyebilme ihtimalinize karşı, sol kolum uyuşuk iken yazıyorum.

Bu aralar vücudumun yeni modası aslına bakarsanız. Nasıl desem, artık yapacak bir şey kalmayınca saçma olana eğiliriz ya hani. Tamam, tamam biz demeyelim, onlar diyelim. Artık yapacak bir şey kalmadığından bazı insanlar saçma olana eğilirler ya, hah işte benim kolumun uyuşukluğu da tıpkı bunun gibi bir şey. Göbeğim oldu kocaman, her yerimden yağ fışkırıyor, tırnaklarım batıyor, dişlerim çürüyor, saçlarım dökülüyor / beyazlıyor, diz kapaklarım ağrıyor, karaciğerde yağlanmada vardır kesin ama yetmez! O kol uyuşacak!! İşte o kadar!!!

Neyse böyledir işte içinde bulunduğumuz dünya halinin son durumu. Artık yapacak şeyler bitiyor ve sürekli değişik(!) ama sıradan olmayanlara kaçmaya başlıyoruz. Hoş,  ben nedense popüler olana karşı hep ön yargılı olarak yaklaşmışımdır. Mesela İdefix geçtiğimiz günlerde illere göre en çok kitap satılan şehirleri ve o şehirlerde hangi kitapların revaçta olduğunu gösteren bir liste yayınlamıştı. Dikkatimi çeken şey ise genelde satılan kitapların çokça adını duyduğumuz ve içinde aşktan başka pek fazla bir şey bulunmayışı. Tamam, aşkı belki 1.000 farklı şekilde anlatabilirsin de arkadaş beş yüz yıldır bitmedi mi bu aşk maceraları?  Demek istediğim, bir şehrin nüfusunun %80’inin kitap okuyor olması onları entelektüel yapmaz. Düşünsenize; Dünya üzerinde o kadar fazla gelişme ve yenilik oluyor ancak biz sadece aşk için çaba harcıyoruz. Ha birde din var unutmuşum… 5 vakit dua edince her şeyimiz halloluyor sanki. Bu çok satan kitapların da tasavvufa eren tipte olanları var. Dini aşk, vooov! “Aşkım için 5 vakit dua ediyorum ama çok entelektüelim” – “Allahım senden en çok istediğim şey, sevgilimle bizi ayırma” Anlamadığım, bu kişilerin normal hayatlarında falan bu tarz konularla alakasız olmaları.

Şimdi bu yazıyı okuyan aşk böceği belki de diyecek ki “Sen ne karışıyorsun bizim inancımız vıdı vıdı vıdı” ama birisinin bunları söylemesi, yazması gerekiyor. Tamam, sen yine öyle devam et ama bir kesimin bunları ne şekilde “avelce” gördüğünü de bil. Şimdi bu aşk çocuklarının yanına gidip oturuyoruz mesela takılıyoruz falan, işleri güçleri bir kadınla birlikte olmak. Yani hayatları sanki buna endeksli ve sayı odaklı. – Birden cepten çetele çıkar ve yatılan (argosunu anladınız siz) kadınların isimlerinin yazılı olduğu defterciğin altına bir isim daha eklenir. Hande! Ve kahramanımız devam eder: “Baba manyak bir kızdı ha ne seviştik anlatamam zehir gibiydi.” – Sonra akşamın daha geç saatleri ya da ertesi gün olur, Facebook’da kahramanımızı görürüz: “Allah kimseyi sevdiğinden ayırmasın” – “Hayırlı cumalar”… Tamam, çok güzel evet dinini yaşa, istediğin ile yat ama bunları normal olarak yapsana kardeşim bu insanın özelidir.

Hadi gelin birde inanmayanları gözlemleyelim. Ama inançlılarda olduğu gibi bende bir kalıba sokarak anlatacağım bunu ve şöyle diyeceğim: “Gerçek ateistler”. Bakın ben buna kısaltmada buldum; gAtaist. Nasıl? Gitarist gibi söylenmesi de kolay ve sevimli 🙂 Şimdi etrafınızda akıllı ve zeki olduğunuz düşündüğünüz bir inançsız var mı? Hah bu yazıyı, buraya kadar okuyabilen ve inançlı olan sen, kadınlarını millete anlatan arkadaşım iyi dinle. Git bu inanmayan insanları bir gözlemle bakalım neler yapıyorlar. Gündelik hayatlarını incele, Facebook paylaşımlarına göz gezdir, insanlarla ilişkilerine odaklan bakalım neler göreceksin. Ben sana aslında söyleyeyim o itiraf etmediğin ana durumu: X dinine mensup olup, böyle bir hayat yaşadığın için kendinden utanacaksın. Gerçi böyle şeyler yapıyor olman “gözlerine perde indirilmiş” olmasından kaynaklı da olabilir.

Her türlü “sıradan olmayan, değişik” durumu hayata geçiriyor, farklı oluyor, yüzlerce kadın ile yatıp bunu meziyet olarak görüyorsun ancak seni ve inandığın dini eleştirdiğimizde ya da inancına ters hareket ettiğini yüzüne karşı dile getirdiğimizde biz kötü oluyoruz. Birader sen iyi misin? Gerçi diyorum ki; Her gece hangi Türk dizisine ya da Survivor’da hangi “abinin” kazanacağına odaklanmış, hayatında işten kalan zamanda sadece bir kadın ile birlikte olabilmek için türlü türlü davranışları hayata geçirmiş, kahvede okey oynamış ve hafta sonu pikniğini düşünmüş “birey(!)”lerden bahsediyoruz. Evet insanlar tek başlarına belki bir yerlere gelmekte zorlanabilirler ancak içinde bulundukları konumdan bir üst kademeye çıkabilmek için biraz çaba gösterebilirler. Kimseye gidin de dünyanın en zor matematik problemlerinden birini çözecek seviyeye gelin demiyoruz, bunu yapan kaç kişi var sanki? Evet, belki kendimi değiştirmek / geliştirmek çok yukarı tırmanmamıza neden olmaz ancak kıvılcım için mükemmel sıcaklığı sağlayabilir. Sen bir kademe atlarsan, çocuğun bir kademe atlar ve onun çocuğu da bir kademe atlar. İnan bana “yok benimkiler öyle olmaz” deme. Bir şekilde gidip sağda solda vandallık yapanları destekleyeceğine otur en azından bir şeyleri hayata geçirmeye çalış. Gerçekten çok zor değil bunu yapabilmek. Sadece başlamak ve biraz gayret edip arkadaşlarından belki de en keyif aldığın zevklerden mahrum kalmak olacaktır bunun faturası ama inan ki buna değecektir.

Devrim yapacaksanız ve bir şeyleri değiştirecekseniz, bu bankamatikleri taşlamak ya da taşlayanları desteklemekle olmaz maalesef. Sen inanıyor musun, o sağı solu parçalayan adamlar bize iyi bir gelecek sağlayacak ve başımızda olsalar süper yönetileceğiz? Düşün ya tekrar bir canlandır kafanda: Kalabalık asfalt yolun önünde kaldırıma bir adım kalmış, üzerinde siyah bir tişört, buz mavisi kot pantolon ve başında “poşu” sarılı bir adam. Elindeki taşı belki biz kaldıramayız ama güç bela kucakladıktan sonra gülle gibi atabilecek pozisyona getirmiş ve hedefi olan bankamatiğe doğru ilerliyor. Önünden geçenler birden adama izin veriyorlar ve tümü hışmıyla taşı bankamatiğe indiriyor. Sonra heyecan ve şevk ile tekrar kaldırıyor, bir kez daha indiriyor. Bu sefer bankamatiğin düğmeleri etrafa dağılıyor, kırılan ekrandaki cam parçalarının bir miktarı üzerine geliyor ve herif silkeleniyor. Devamında “V – Zafer İşareti” haykırışlar, çığlıklar birbirine karışarak neşe içinde oradan uzaklaşılıyor.

Bankaları çok sevdiğimi falan düşünmeyin, vermek istediğim şu: Bu adam gibilerinin bir şeyleri başarıp, hükümeti almalarını istiyorsunuz değil mi? Boşuna direnmiyorlar herhâlde sokakta. Hikâyeyi anlattım çünkü adamı kafanda canlandırmanı istedim. Evet, seni böyle birilerinin yönetmesini istiyorsan buyur, bol bol solcu ol ve hepsini destekle. Solcuların hepsine yüklenmiyorum ama günümüzde %90 insan neyi neden savunduğunu bilmeden bu tip sözde solcu insanları omuzlamakta.

Görün, okuyun, araştırın, bilin. 1 milyon kişi X doğru dese bile Y ihtimalinin her zaman doğru olabileceğini ve aslında o 1 milyonun yanlışa nasılda kendini kaptırdıklarını gözlemleyin. Evet bu size hayatta mutsuzluk verecek ama illa “değişik” ve “yenilikçi” bir şeyler istiyorsanız, alın size değişiklik. Dudaklarını pörtletip poz vermekten değişik bir şeyler yapın lütfen. Sizin o halinizi beğenenler genelde tek amaçla yanaşırlar: Seks. Ben bir tane eşinin dudağı bükülmüş fotoğrafını paylaşan insan görmedim. Ancak nedense “el alemin” kızı olunca bunlar pek bir ilgi çekici oluyor.

Umarım mesajları iyi alabilmişsinizdir. Genelde erkeklere yüklenmiş gibi olsam da, aslında iki taraf içinde bir takım noktalara dikkat çekmeye çalıştım. Durun hemen bana kızmayın, önce kendimi aşağılamalıydın. Evet, ben kimim ki yazdıklarımı dikkate alacaksınız değil mi? Almasanız da inanın şu dakikadan sonra elbet yaptıklarınızı tekrarlarken aklınıza geleceğim.

Ah unutmadan, ölüm teorime göre aslında bunların birçoğu boş işler. Onu da başka bir zaman sizler için detaylandırmak istiyorum. Ancak buna hazır olduğunuzu düşünmediğimde biraz daha içimde saklasam iyi olacak anlaşılan.